Sana en yakın olduğum yer sınıfta bir arka sıraydı. Oradan seni izlemek yetiyordu.
Platonik Aşk Mesajları Sayfa 2
Gözlerin bana değil, benim arkamdaki birine gülüyor. Ben yine de payıma düşeni alıyorum.
Sana hiç sitem etmedim, çünkü bana hiçbir söz vermedin.
İçimdeki bu duygu senin için küçük bir ayrıntı bile değil, benim içinse koca bir dünya.
Selamını alınca günüm güzelleşiyor. Bu kadar az şeyle mutlu olmak biraz hüzünlü.
Seninle ilgili her şeyi hatırlıyorum, sen benimle ilgili neyi hatırlıyorsun merak ediyorum.
Belki de seni değil, seni sevme halimi seviyorum. Yine de bırakamıyorum.
Sana söylemeye kalksam kelimeler boğazımda düğümleniyor, yazmaya kalksam parmaklarım duruyor.
Aynı masada çay içtik, sen saatine baktın, ben sana.
Senin için bir arkadaşım, bunu kabul ettim. Kalbim henüz ikna olmadı.
Bu sevgi senden bir şey istemiyor, yalnızca var olmak istiyor.
Doğum gününü kutlarken yazdığım o kısa mesajın arkasında sayfalarca şey vardı.
Seninle konuşurken ellerimi nereye koyacağımı bilemiyorum.
Uzaktan sevmenin bir iyi yanı var: Hiç kavga etmedik.
Sen başka bir şehre gitsen de bu his benimle kalacak, biliyorum.
Kimse bilmiyor, sen bile. Bazen bu sırrın ağırlığı altında gülümsüyorum.
Bana baktığında bir şey görmüyorsun, ben sana baktığımda her şeyi görüyorum.
Gece yatmadan önce son çevrim içi olduğun saate bakmak, kötü bir alışkanlık oldu.
Seni bir kez olsun güldürebildiğim günler, takvimimde işaretli.
Karşılık bulmayacağını bile bile sevmek, yağmurda şemsiyesiz yürümek gibi. Islanıyorsun ama yürüyorsun.
Senin mutluluğun için dua ediyorum, içinde ben olmasam da.
Kalbimin kapısını çalmadın, pencereden sızdın. Ben de fark etmedim.
Sana duyduğum şeyi adlandırmaktan korkuyorum, çünkü adını koyarsam gerçek olacak.
Seni tanımadan önce de yaşıyordum ama sanki biraz daha sessizdi her şey.
Sen yanımdan geçerken zaman yavaşlıyor, sen geçince hızlanıyor.
Bir gün bunların hepsini anlatırım belki. Sen şaşırırsın, ben rahatlarım.
Hayallerimde çok güzel konuşuyorum seninle. Gerçekte merhabadan öteye geçemiyorum.
Seni sevdiğimi söylemedim ama defterimin kenarları her şeyi biliyor.
Bana kardeşim gibisin dediğin gün, gülümseyerek teşekkür ettim. Zor oldu.
Sana yakın olabilmek için sevdiğin şeyleri sevmeye başladım. Bazılarını gerçekten sevdim.
Kalbim sabırlı, ama sonsuza kadar değil. Bir gün ya söyleyeceğim ya da gideceğim.
Fotoğraflarına bakıp gülümsüyorum, sonra kendime kızıyorum.
Sen bir cümle kuruyorsun, ben o cümleyi bütün gün çözmeye çalışıyorum.
Senin haberin olmadan sana en çok ben sevindim, en çok ben üzüldüm.
Bu duygunun bana bir zararı yok, yalnızca arada bir içimi sızlatıyor.
Göz göze geldiğimizde ilk ben kaçırıyorum bakışlarımı. Yakalanmaktan korkuyorum.
Seni sevmenin en zor yanı, bunu sana anlatamamak değil, hiç anlatamayacak olma ihtimali.
Tanıştığımız günü sen hatırlamazsın. Ben havanın nasıl olduğunu bile hatırlıyorum.
Kalbimi sana açsam belki kapını kapatırsın. Aralık duran bir kapı, kapalı olandan iyidir.
Sana yazdığım şiirleri kimse okumadı. En iyi okurları çekmecem.
Sen iyi ol, ben uzaktan da sevinirim.
Bugün bana ismimle seslendin. Kendi adımı ilk kez bu kadar sevdim.
Sana âşık olmayı ben seçmedim ama sana saygı duymayı seçiyorum. O yüzden susuyorum.
İçimde sana ayrılmış bir oda var. Kapısı kilitli, anahtarı bende.
Seninle arkadaş kalmak, hiç kalmamaktan iyi. Kendime her gün bunu söylüyorum.
Mesajlarını saklıyorum. Sıradan şeyler, biliyorum, ama benim için değil.
Zamanla geçer diyorlar. Geçmesini istiyor muyum, ondan bile emin değilim.
Bir gün sen de birini böyle seversen, o zaman beni anlarsın.
Sana söyleyemediğim o iki kelime, her gün biraz daha ağırlaşıyor.
Sevgim sana ulaşmasa da güzel bir şey olarak içimde yaşamaya devam ediyor.