Yollar ayırsa da bizi bazen
Aynı şarkı çalıyor ikimizde
Sen orada mırıldanıyorsun
Ben burada eşlik ediyorum, içimden
Aşk Şiirleri Sayfa 2
Saçına düşen ilk beyazı gördüm
Gülümsedim, fark etmedin
Seninle yaşlanıyoruz demek
Bundan güzel haber olur mu
Bir deniz kenarında oturmuşuz
Ayaklarımız suda, konuşmuyoruz
Martılar geçiyor üstümüzden
Biz yalnızca yan yana duruyoruz
Sana kızdığım günler oldu
Kapıyı çekip gitmek istedim
Sonra aklıma gülüşün geldi
Anahtarı cebime koyup geri döndüm
Güneş batarken balkondayız
Çay soğumuş, kimin umurunda
Gökyüzü turuncu, sen yanımda
Bundan fazlasını istemem dünyada
Senin adınla başlıyor günüm
Senin adınla bitiyor gece
Arasında ne varsa
Hepsi sana çıkan birer hece
Eski bir fotoğraf buldum çekmecede
İkimiz, genç, biraz utangaç
O gün de böyle bakıyormuşum sana
Demek hiçbir şey değişmemiş
Rüzgâr esti, kapı aralandı
Sandım ki sen geldin
Yokluğun bile böyle işte
Her seste seni bekletiyor
Bir gül değil, bir dal fesleğen
Koydum pencerenin önüne
Her sabah sularken hatırla
Biri seni çok seviyor diye
Dizinde uyuyakalmışım
Uyandırmamışsın, kolun uyuşmuş
Sevgi nedir diye soran olursa
Bu akşamı anlatacağım
Yağmurdan sonra toprak nasıl kokarsa
Sen de öyle iyi geliyorsun bana
İçimde ne varsa kuruyan
Yeşeriyor sesini duyunca
Kalabalık bir caddede yürüyoruz
Herkes bir yere yetişiyor
Biz yavaşlıyoruz inadına
Elin elimde, acelemiz yok
Sana söz veremem yıldızlar için
Onlar benim değil
Ama her akşam eve dönerim
Bu sözüm, benim, sana
Gözlerinde bir çocuk saklı
Bazen çıkıp gülüveriyor
Ben en çok o çocuğu seviyorum
Büyümesin diye dua ediyorum
Aynı yastığa baş koyduk yıllarca
Rüyalarımız karıştı birbirine
Artık bilmiyorum hangisi benim
Hepsinde sen varsın nasıl olsa
Bir vapur kalkıyor iskeleden
Çay bardağında güneş
Karşımda sen oturuyorsun
Martılara simit, bana gülüş
Uzun bir kışın sonunda
İlk cemre düşer ya toprağa
Sen öyle düştün ömrüme
Isındı içim, başladım yaşamaya
Kapıyı çalmadan gir içeri
Zaten senindir bu ev
Sofra kurulu, lamba yanık
Bir tek sen eksiksin, gel
Sana bakınca unutuyorum
Ne söyleyecektim az önce
Kelimeler kaçışıyor aklımdan
Geriye bir tek adın kalıyor
Gecenin en koyu yerinde
Bir mesaj ışığı yanıyor
Uyudun mu diye sormuşsun
Uykum zaten sana kaçıyor
Dağ yolunda bir çeşme başı
Avucunla su içirdin bana
O günden beri hiçbir su
Böyle kandırmadı beni
Bir gün her şeyi unutursam
Adımı, yaşımı, evimin yolunu
Ellerini koy avucuma
Oradan hatırlarım kim olduğumu
Sen yokken ev büyüyor
Odalar çoğalıyor sanki
Sen gelince küçülüyor her şey
Bir koltuğa sığıyor dünya
Portakal soyuyorsun usulca
Kokusu doluyor odaya
Bir dilim uzatıyorsun bana
Kış böyle güzel geçer mi başka
Göz göze geldik bir an
Kalabalığın ortasında
Herkes sustu sanki, her şey durdu
Bir biz kaldık o koca salonda
Yürüdüğün yolu ezberledim
Topuk sesinden tanırım seni
Merdivende adımların duyulunca
Kalbim açıyor kapıyı benden önce
Seninle bir bank yeter bana
Bir de akşamüstü serinliği
Konuşacak şey bulamasak da olur
Yan yana susmak da sevmektir
Çiçekçinin önünden geçtim bugün
Papatyalar sana benziyordu
Sade, aydınlık, içten
Bir demet aldım, eve seni getirdim
Bu şehre sonbahar yakışır
Sana da o kahverengi kazak
Ben ikinize birden bakıyorum
Hangisi daha güzel, bilemeyerek
İki ayrı nehirdik eskiden
Ayrı dağlardan inen
Şimdi aynı yatakta akıyoruz
Denize doğru, beraber
Sabah kahveni ben yaptım bugün
Şekeri fazla kaçmış olabilir
Kusura bakma, sana bakarken
Elim hep biraz titrer
Kelebek kadar kısa olsa da ömür
Seninle geçen bir gün yeter
Kanat çırpmaya değer
Bir kez gülüşüne konmak için
Islak saçlarınla çıktın karşıma
Bir havlu omzunda, yüzünde uyku
Dünyanın bütün ressamları
Bu tabloyu çizemezdi
Bana bir masal anlat bu gece
İçinde ikimiz olalım
Sonu nasıl biterse bitsin
Yeter ki aynı sayfada kalalım
Uzak bir köyde bir ev düşlüyorum
Bahçesinde iki ağaç
Biri sen, biri ben
Dallarımız birbirine değecek kadar yakın
Sana geç kaldım, biliyorum
Yıllarım başka yollarda geçti
Ama şimdi buradayım işte
Kalan ne varsa hepsi senin
Cebimde bir bilet koçanı
İlk gittiğimiz filmden kalma
Atmaya kıyamadım yıllarca
O akşamın kokusu var üstünde
Gülüşünü bir kavanoza koysam
Rafa dizsem kış için
Karanlık günlerde açar
Bir kaşık alırdım içimi ısıtsın
Sen uyurken örttüm üstünü
Pencereyi kapattım sessizce
Sevmek bazen bir battaniye
Bazen de ayak ucuna basmamak
Yıllar sonra bir gün
Bu şiiri bulursan bir kutuda
Bil ki yazdığım gün de
Bugünkü gibi seviyordum seni
Ay doğdu tepenin ardından
Bahçeye gümüş döküldü
Ben aya bakmadım bile
Yanımda ondan güzeli vardı
Bir türkü mırıldandın bulaşık yıkarken
Sözlerini yanlış söyledin
Düzeltmedim, öyle daha güzeldi
Senin ağzında her şey güzel
Bavulumu topladım, yola çıkıyorum
En ağır yük özlemin
Gittiğim her şehirde
Senin saatine göre yaşayacağım
Kırık bir kalple gelmiştim sana
Sormadın, karıştırmadın
Yalnızca yanıma oturdun
İyileşmek dedikleri buymuş demek
Elinde bir şemsiye, kapımda
Yağmur var dedin, ıslanma
O gün anladım ben
Sevilmek neymiş, nasıl olurmuş
Hangi mevsimde tanıştık deseler
Bilmem, hatırlamam
Çünkü sen geldiğinden beri
Benim için hep ilkbahar
Bir düğme diktin gömleğime
İğne battı parmağına, güldün
O düğme şimdi en sağlamı
Senin sevgin gibi, kopmuyor
Akşam ezanı, sokakta çocuk sesleri
Sen balkondan sesleniyorsun bana
Yemek hazır diyorsun, gel
Ben bu sese bir ömür koşarım
Dünya büyük, insan çok
Yollar çatallı, zaman dar
Bütün bu karmaşanın içinde
Seni bulmuş olmam ne büyük talih
Son dizeyi sana bırakıyorum
Kalemi al, sen yaz
Ne yazarsan yaz altına
Benim imzam hazır: Seni seviyorum